Yahya Munis: Karanlık eller tarafından şehid edilen Mele İzzeddin Yıldırım’ın şehadet yıl dönümü münasebetiyle

Karanlık eller tarafından şehid edilen Mele İzzeddin Yıldırım’ın şehadet yıl dönümü münasebetiyle

Değerli dostum ve fikirsel yoldaşım, Zehra Vakfı başkanı, Bediüzzaman (r,a.) hazretlerin Şagirti–talebesi Mele İzeddin Yıldırım hocayı şehadetinin 21. yıldönümünde rahmetle anıyoruz.

Yahya Munis

31.01.2021, Paz | 18:21

Karanlık eller tarafından şehid edilen  Mele İzzeddin Yıldırım’ın şehadet yıl dönümü münasebetiyle
Makaleyi Paylaş
Bu müstesna zatı şehid ederek, beraber yürürlüğe koymaya çalıştığımız ve Kürt milletinin toplumsal fıtratına uygun ve ayni zamanda Kemalistlerin taşeronları vasıtasıyla “Kürtlerin mazlumiyetini ve Kürtlüğü kullanarak, Kürt milleti üzerinde ki "Kürtleri İslamsızlaştırma" projelerini de akamete uğratacak, Kürt meselesinin çözüm projemizi engelledikleri gibi, sonu olmayan bir üzüntüye bizi sevk edenler, tövbeyi nasuh ettikleri takdirde Allah ıslah etsin. Aksi takdirde Allah onları kahhar ismiyle kahır etsin ve geleceklerini de karartsın İnşallah...!
Şu anda uygulamaya çalıştığımız “Geleneksel yöntemlerle Kürt meselesini çözme projeyi o zaman da ona anlatmıştım. Çukurova'ya her geldiğinde mutlaka Mersin'e bana uğrardı. Bir ara bana geldi, GÖÇ DER de beni ziyaret ettiğinde mealen aynen şunu söyledi: "Yahya hoca, gerçekten bu siyaset işini çok iyi bildiğine inandım. Bizim tam 42 medresemiz. Binlerce elemanımız var. Fakat bu konuda bu elemanları mazlum Kürt halkının fıtratına uygun, faydalı ve kurtuluşlarına vesile olabilecek bilgi–beceri  pratiğine sahip değiliz. Biz insanları eğitme konusunda çok becerikliyiz ve yapıyoruz da. Eğitim işini biz yürütelim, siyaset işini sen yaparsın. Çocuklarını da bana teslim et." Olur dedik. Şifahi antlaşmalarımızı yaptık. Bir veya iki sefer daha Mersin de yine bir araya geldik. Ondan sonra Kemalist ajanların Kürtler içerisinde ki taşeronları tarafında bu felaketi yaptılar. Hizbullah Ondan sonra bana yöneleceklerdi, fakat bunu başarmadan Allah belalarını verdi. İstanbul da ki Velioğlu'nun bulunduğu evde benin için de infaz karar belgeleri ele geçirildi. Belge ektedir.
 
09.06.2018 tarihînde Nerina Azad İnternet sitesinde “Hizbullah’a açık mesajımdır” başlıklı makalemde şunu söylemiştim ve bu burada tekrar etmek istiyorum da: 
 
“Siz Hizbullah’a  net bir soru soracağım, sizden de net cevap bekliyorum;
Şimdilik öldürülen yüzlerce masum insanı (ki Kuran’a göre masum bir insanı öldürmek bir alemi öldürmekle eş değerdir) sormayacağım.
Mele İzzeddin Yıldırım, Mele Übeydullah Dalan ve Gonca Kuriş'i kim öldürdü? Ne için öldürdü?
Ölümleri kime hizmet etti?”
Bilindiği gibi Mele İzzzeddin, Bedüzzaman Saidê Kurdi öğretisine bağlı Medresetüz-Zehra Vakfını yönetiyordu. İslami hassasiyeti olup Kürt milli şuura sahip bir zattı. Kemalist devlette bunu biliyordu ve onu sıkı bir takibe almıştı. O da bunun farkındaydı.
Mersin de, Göç Edenler Derneği (GÖÇ DER) başkanlığını yürütürken,Mele İzzeddin, şehit edilmeden önceki bir yıl içerisinde birkaç defa yanıma geldi. Şu teklifte bulundu:
“Bedüzzaman Saidê Kurdi öğretisine bağlı eğitim veren, elimde tam 42 eğitim yuvası vardır. On yıllardan beri bu eğitim faaliyetlerini yürütüyoruz. Elimizde ciddi,  kaliteli ve birbiriyle irtibatlı binlerce bir insan kadrosu var. Bunları milletimiz ve dinimizin gelişimi için kullanmak istiyoruz. Fakat, sosyal ve siyasal yönde toplumu dizayn edip onlara bu kulvarda hizmet etmek bilinç ve kabiliyet eksikliğimiz var. Daha net söyleyecek olursak toplum mühendisliğimiz işinde yetersisiz. Bakıyorum sosyal ve siyasi bazda ciddi bir yeteneğiniz var. Biz eğitim ve bilinçlenme konusunda insan yetiştireceğiz, sende bunları mutabık olduğumuz çerçevede Kürt halkının hizmetinde kullanırsın” dedi.
Hatta olurumu alarak eğitmek için iki oğlumu da benden istemişti. Son gelişinde bana MİT’in kendisini takip ettiğini de söylemişti.
Bu konuda mutabakata vardık. Uygulama projesi üzerinde çalışıyorduk. Son gelişinde bunu görüştük. Dönüşünden bir hafta sonra şehit ettiler. Hala bu olayın şokunu yaşıyorum.
 
Son söyleyeceğim şu olsun:
Yukarıda ki çerçevede Hizbullah’a baktığımızda, özet olarak Hizbullah’ın iki kesimden etkilendiğini görmekteyiz; inanç ve hedef olarak ayni olmasına rağmen, ortak sahada mücadele ettiği rakiplerini Pervasızca ve sınırsız şiddet kullanarak ortadan kaldırmakla PKK’yi, Şer’an yetkisi olmadığı halde, Kemalistlerin İstiklal Mahkemelerine özenerek kurdukları düzmece Şeriat mahkemeleriyle her önüne gelini öldürmekle Kemalistleri örnek alması… 
 
Ey Hizbullah, Kürt milletinin %95'i Müslümandır, bunlarında %80'ni, dinine aşk derecesinde bağlı mütedeyyin insanlardır. Görünüşe göre sizlerde "Hizbullah" yani Allah'ın partisi ve Kürt milletinin davasını amaçlayan bir hareket olduğunuzu iddia ediyorsunuz. PKK ise hiç bir dini iddiası olmayan, Kürt toplumunun sosyal, siyasal, sosyolojik ve geleneksel toplumsal ahlak yönünden Kürt toplumuna 180 derece zıt olmasına rağmen, neden Kürt toplumu sizi değilde PKK'yi tercih ediyor?
Hiç mi külahınızı önünüze koyup bunu düşünmüyorsunuz? Buna niyet ve pratiğinizin sebep olduğunu hiç mi düşünecek kapasiteye sahip değilsiniz? 
Şunu iyi bilin ki, bu konumunuzla Kemalistlerle beraber PKK'nin yaşam kaynağı oluyorsunuz!
Bu gidişle bu durum, sizi dünyanızdan ve ahretinizden eder!