İsmail Beşikci: ‘Ateşte Doğanlar’

‘Ateşte Doğanlar’

Ateşte Doğanlar, Selahattin Gider’in öykü kitabı

İsmail Beşikci

05.04.2021, Pts | 12:01

‘Ateşte Doğanlar’
Makaleyi Paylaş

Ateşte Doğanlar, Dorlion Yayınları, Ekim 2020, Ankara, 103 s.

Selahattin Gider (d.1975) Ağrı, Patnoslu. 13 erkek, 4’ü kız  17 kardeşi var. Kardeşlerinin dördü Ankara’da, öbürleri Patnos’ta yaşam sürdürüyor.

Selahattin Gider’in  Ateşte Doğanlar’dan başka 6  kitabı daha var.  Köyüm Gurbet 1994;  Kalemin Dilinde Memleket, 2005, Algı Yayınları; Kardelen Sitem Kokar, 2008 En-Yu yayınları;  Dile Çar Parçe, 2012 Hel Yayınları;  Düş Kıyımı, 2015 Hel Yayınları; Adem’in Elması, 2017, Kurgu Kültür Yayınları

Selahattin Gider, şeyhlerin ve babası Ahmet Gider’in engellemesi yüzünden, ilkokuldan sonrasını okuyamamış. Ama, kendisini eğitmiş, geliştirmiş, okur-yazar bir arkadaş…

Selahattin Gider, aile değerlerine bağlı bir kişi. Kitabını babası Ahmet Gider’e  ithaf etmiş.  Kitapta, babasının bir fotoğrafı da var

Ateşte Doğanlar, kitabında on öykü var. Bu öykülerde daha çok 40 yıla yaklaşan savaşın, Kürd toplumu üzerindeki etkileri  dile getiriliyor.

Yazar, her öykünün başına özlü sözler koymuş. Bunları belirtmenin yararlı olacağı kanısındayım:

Ya olayların ortasında yer alacaksın, ya da kıyısında durmayacaksın. Duruyorsan da, dalgalara hazırlıklı olmalısın.

‘Tanrı ne kadar büyüksün’ dedim. ‘Biraz eğil de eserlerini gör’

Ah be mutluluk… Hiç mi hak  etmedik seni? Bir gün yolunu şaşır da bize de  uğra?

Toprağın  altına girmek için savaşılmaz. Üzerinde yaşamak için mücadele edilir. Bilinmeli ki,  kanla sulanan toprağın   mahsulü gözyaşıdır.

Bugün gurur duyduklarının, gün gelecek, sizden utanacaklar!

İnsanlar,  yürek ve gözleriyle  konuşmayı öğrendiklerinde beri alfabenin hükmü kalmamıştır.

Günahları hep sevmişimdir.  Çünkü her günahın arkasında  gizli saklı  mutlak güzellikler vardır.

Tanrı, sırra kadem bastığı günden beri şeytanlarıyla başbaşayız!

Eskiden örümcekler tavan diplerinde yuva kurarlardı, şimdi ise kafalarını içinde.

Deliye, ‘aklın nerede?’ diye sormuşlar. Deli deli gülmüş. Akıllı iki kere düşünürken,  deli bir kez daha gülmüş.

Bu özlü sözler için yazar Selahattin Giderle özel olarak konuştum. Sözlerin kendisine ait olduğunu söyledi.

                                                  ***

Birinci öykü Kimlik, başlığını taşımaktadır. Bu öyküde 5-6 yaşlarındaki küçük bir çocuğun bir kimlik kartına sahip olmak için  durmadan babasını etkilemesi, sıkıştırması anlatılmaktadır. Sonunda, kimliği belirleyen esas gücün üzerinde yaşanılan toprak parçası olduğu, Kürdistan olduğu  ortaya çıkmışdır. Kürd oldukları için zulüm görmektedirler, aşağılanmaktadırlar…

Ve Ali yıllar sonra, ‘Meğer yaşadığın coğrafya senin asıl kimliğinmiş. Hayattta ne olmak veya kim olmak istediğini sen de  içinde yaşadığın coğrafyadaki koşullar, belirliyormuş.  Bu gerçeği de geç de ola  öğreniyor insan’ diyecekti.   (s.17)

İkinci öykü, Ateş ve Kül, başlığını taşımaktadır. Bu öyküde, evleri yakılan, köyleri yıkılan köylülerin  gurbet ellerine düşüşü anllatılmaktadır. Beş-altı Kürd aileleriyle  beraber  Ankara’ya kadar gelmişlerdir. Uzun iş aramaları sonunda inşatlarda işçi olarak çalışmaya başlamışlardır. Bir süre sonra, şirket sahibi, ‘Ankara’ da işimiz bitti. Çorum’da iş aldık. İsterseniz Çorum’da  da çalışmayı sürdürebilirsiniz…’  demiştir. Kürd işçiler mecburen Çorum’a da gitmişlerdir.

Bir süre burada çalışan işçiler,  Amasya’ya bağlı Hamamözü’ne banyoya gitmişlerdir. Banyodan çıkıp tekrar Çorum’a dönerlerken,  ‘işte teröristler bunlar!..’ şeklinde  halkın saldırısına uğramışlar.  Yazar Selahattin Gider, bu ilişkileri ayrıntılı bir şekilde anlatmaktadır. Kürd işçiler aleyhine kurulan komplo, saldırıya uğrayan işçilerin polise sığınmaları, konuşmalar, sloganlar vs. ibret verici bir süreçtir…

Üçüncü öykü, Dört Çeşit Yemek başlığını taşımaktadır. Bu öyküde, yazar, çocukluğuyla ilgili bazı  anılarını dile getirmektedir. Yazar, ilkokulda, hali vakti yerinde bir ailenin çocuğu ile  arkadaştır. Aynı mahallede oturmaktadırlar. Okula berber gidip gelmektedirler. Bir gün, onların evinde, sofrada dört çeşit yemek olduğunu görmüştür. Gördüklerin annesine heyecanlı bir şekilde anlatmaktadır. Kendi yoksul  sofralarında hiçbir zaman  dört çeşit yemek olmamıştır. Annesi, oğlunun arkadaşına, onların evindeki sofraya imrendiğini farkederek bir akşam dört çeşit yemek hazırlamış sofraya koymuştur. ‘Patates ezmesi, patates kızartması, patates haşlaması, patatesli sulu yemek…’  (s. 36)

Yazar, Kasım Dedem başlıklı beşinci öyküsündeyse, dedesinin ağzından, Patnos çevresinde,  1915’den önce Ermenilerin yaşamı ile ilgili bilgiler vermektedir… Ermenilerin, tarımda zanaatçılıkta nasıl ileri oldukları anlatılmaktadır. Ermeni-_Kürd ilişkileri söz konusu edilmektedir. Kasım Dede, Ermeniler varken, oraların cennet gibi olduğunu, Ermeniler gidince her tarafın viraneye dönüştüğünü söylemektedir. (56-57)

Kitapta, beni en çok etkileyen öykü altıncı  öyküdür. Bu öykü ‘Mualllim Beg!’ başlığını taşımaktadır.

Murat, Orta Anadolu’nun ücra bir köyünde doğup büyümüş, beş çocuklu bir aİlenin  okuyan tek kişisidir. Zihni, Türk milliyetçiliği ideolojisi ile biçimlenmiştir. Türk olmadıkları için, Türk olmaya kabul etmeyip Kürd hak ve özgürlüklerini talep ettikleri için Kürdlere karşı büyük bir kin duymaktadır. Kürdlerle ilgili düşüncesi, ‘onlar  Doğu’da,  elektrik ve su parasını bile vermiyor,  devletin sırtından geçiniyorlar…’ şeklindedir. (s. 64)

Murat üniversiteden mezun olur ve Diyarbakır,  Lice ilçesine öğretmen olarak atanır. Öğretmen Murat bir gün okul yolunda, bir evin kapısının önünde bir kalabalığın biriktiğini, evin kapısını açmaya çalıştıklarını görür.

Bu evde 90 yaşlarındaki Ahmet Dede ve 85 yaşlarındaki eşi Berivan Nine kalmaktadır. Kapının önüne biriken komşular, onları merak ederek, kapı tokmağıyla  vurup kapının  açılmasını sağlamaya çalışmaktadır. Ama çok çabalamalarına rağmen kapı açılmaz. İçeriden bir ses gelmez.

Bir defa da Murat öğretmen kapının  açılması için çaba sarfeder. Kapı yine açılmaz. Bunun üzerine kapı kilidini  kırarak içeri girerler. Ahmet Dede’nin ve Berivan Nine’nin bir köşede yattıkların görürler. İçeride oldukları halde, kapıyı neden açmadıklarını sorarlar.

Ahmet Dede şunları anlatır. Devlet, köyümüzü yıktı, evlerimizi, ahırlamızı yaktı. Oğlum, hayvanlarımızı kurtarmaya çalışırken, is içinde boğuldu. Biz Lice’ye sığındık. Şimdiye kadar bize komşularımız bakıyor. Yemeklerini bizimle paylaşıyorlar. Bundan sonra komşularımıza yük olmak istemiyoruz. Bunun için ölüm orucuna yattık. Bir an evvel oğlumuza kavuşmak istiyoruz…’

Bunun üzerine öğretmen Murat, ‘Öyle olur mu Ahmet amca, devletin sosyal yardım kurumları var. Neden onlara başvurmadınız? der.

Bunun sefer Ahmet Dede, şöyle söyler: Köyde bizim her şeyimiz vardı. 2-3 keçimiz vardı. Tavuklarımız vardı.  Bahçemiz, bostanımız,  meyve ağaçlarımız vardı. Devlet bize bunları çok gördü. Evimizi yaktı, köyümüzü yıktı. Oğlumuzun ölümüne neden oldu… Bize bu kadar kötülük etmiş bu devletten hiçbir şey istemeyiz

Bu söz öğretmen Murad üzerinde çok büyük sarsıntı yaratır. Öğretmen Murad’ın Kürdler hakkındaki duyguları, düşünceleri de değişmeye başlar…

                                                         ***

Selahattin Gider, Türkçe’yi iyi kullanıyor. Dili akıcıdır. Duygularını, düşüncelerinin rahat ifade ediyor. ‘Muhtarın  eşi ve çocukları gök gürlemesini andıran bir çığlıkla üzerine çullandılar’ (s.21),

‘Kış memleket terketmiş, bahar yüzünü göstermiş, kelebekler özgürlüğe kanat çırpıyorlardı.’ ( s.57),

‘O katı milliyetçi, mukaddesatçı anlayış,  gözlerinin önünde yerle bir oluyordu.’ (s.73) gibi ifadeler anlatıma büyük bir canlılık sağlıyor.

 

 

 

Bu makale toplam: 4294 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:23:49:59
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

İsmail Beşikci

Yazarın Önceki Yazıları

Kadri Hoca… Kürt Hâkim Alevilik Üzerine II ‘Aleviler ve Sosyalistler’ Kitabı Üzerine Uygur Türkleri Başkanlık Seçimleri, ABD Üniversite Raporu OFra Bengio’nun Kürd Liderlere Eleştirisi Dr. Said Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde Maaş Sorunu… Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde PKK-Haşdi Şabi İşbirliği Ama Onlar Kardeştiler… Mustafa Suphi ‘Kürdistan Ortadoğu’nun Polonya’sıdır’ İSkan Tolun II Kürt Dil Hareketi (Harekata Zımanê Kurdî) II ‘Doğumun Ölümü’ Kürt Dil Hareketi (Hereketa Zimanê Kurdî) Kürdistan Bayrağı’nın ve KDP Binasının Yakılması Üzerine… Ermeniler, Kürdler, Azeriler Devrimci Doğu Kültür Ocakları Eylül 2020 Kürdler-Kürdistan Bir AİHM Başkanı Halepçe arşivlerinin yakılması ve KDP’ye saldırı Devran İskan Tolun Woodrow Wilson Harf Devrimi’nin Kürdler İçin Anlamı Mehmet Elbistan Kürtler, Şehir Şehirlileşme ‘Kürt Çalışmaları…’ Zini Gediği Katliamı Kürd Tarihini Kürdlerin Yazması… ‘Kürtlerin Kürt Olmama Hakkı’ II ’Kürtlerin Kürt Olmama Hakkı’ Değinmeler-2 Irkçılık Üzerine Seyid Ahmed Cebari Şengal, Afrin Mustafa Selîmî Kemalizm ve Kürd Ulusal Sorunu Orhan Kotan’ın Şiiri Leylan - II Kürt Meselesiyle İlgili Bir Projen Var mı? Leylan Xwebûn Orta Karadeniz’de Etnisite İlişkileri Alevilik Üzerine… Güvenli Bölge Duvarımızı Yapamadık… Doktor Said Alevilik ve Tarihi Bitlis ve Ahalisi 1916 Kürd Tehciri Bir Diplomatın Anıları Xızır Nasıl Ali Oldu? Kürd Tarihi Üzerine Gözlemler Adıyla Çağırmak Kürdistan’ın Güneyinde Soykırım Kürdlerin Tarihi Milliyetçilik Üzerine Hong Kong, Kürdistan ‘Kürtlerle Türkler’ Ortadoğu’da Devletlerin Kurulması Abdurrahman Qassemlu’nun Katledilmesinin 30. Yıldönümü Üniversitenin Bilim Anlayışında Temel Sorunlar Cumhuriyet, 19 Mayıs 2019 'Özgürlük İçin Sanat' Helsinki’de Sosyal Forum Teknoloji, Bilim, Eğitim Milletler Cemiyeti Döneminde Kürdler/Kürdistan Hewler - Duhok - Zaho Bir Tartışma Üzerine… Dönemin Romanları Eleştirilerin İzinde Rêya Heqîyê (Alevilik) ABD Ziyareti - IV ABD Ziyareti - III ABD Ziyareti - II ABD Ziyareti - I Berlin’de Dersim 37-38 Paneli Başur’da Siyaset Duhok-Hewlêr Gezisi Kürdçe Yasaklarının İşlevi ‘Aleviliğin Doğuşu’ II ‘Kimliksiz Çığlıklar’ Türkiye’de Adalet Arayışları 'Aleviliğin Doğuşu' Kürdlere Soykırım… Moskova’da Kürd Konferansı Cevat Geray’a Sevgi… Bilim Ahlakı Mahallenin Arkadaşları Selahattin Demirtaş’ın Şarkısı Canip Yıldırım Kütüphanesi Devşirmeler ve Devletsizler Dağ Kavmi - II Adaylar… Dağ Kavmi -I Geleceğini Belirleme Hakkı ve Kürdler Farhad Daftary, Şiilik Alevilik Şiizm ‘Türklük Sözleşmesi’ Timure Halil Hakkında … Düşmanlarını Sevindiren Bir Halk… Celal Talabani... Kürdler Zoru Başardı… Bağımsızlık... Güvenlik... Domino Etkisi Referandum-Bağımsızlık Tartışmaları Danimarka Seyahati Sekesûr’da Kürd-Alevi Soykırımı İnsanlık Araştırmaları Merkezi Fahriye Adsay’ın Eleştirileri Üzerine… Bir Kürd... İki Kürd... Üç Kürd Yezda... Ermeniler, Kürdler… Yeni Bir KDP Kurma Çalışmaları Hasta Adam Avustralya Gezisi Hayatımdan Kesitler Birey Toplum İlişkileri Peşmergelik Yüce Bir Değerdir Kaderine Küsmek Kürd Halkının, Kürdistan’ın Başı Sağolsun… Kürdistan’ın Hayırlı Evladı Doktor Said Suriyeli Mülteciler Parlamento Milli Düşünce Sempozyumu Desmond Fernandes Kürtlerin Bulunduğu Ülkeler Bölünemez!... Kürtler Ne İstiyor? Eşkiya 28 Devlet Bağımsız Kürdistan’ı Tanımayacak... Devlet, İslam, Kürdler ve Darbe Pencinarîler II Pencinarîler I Azim... 'Afrika Edebiyatı' Üzerine… Yaresan (Ehl-i Hak) Rêya Heqîyê, Ezdan Zağros’un Ötesine… Süleymaniye Merkez Güvenlik Karargahı 'Peçar Tenkil Harekatı/1927' Üzerine Birkaç Söz İttifaklar Mahmut Yeşil’e Sevgi… Tunceli Kanunu, Getirdiği Esaslar ve Devletin Asimilasyon Planları Yakındoğu’nun İmhası ve Pontus Sorunu Keşiş’in Torunları Dersimli Ermeniler Anlıyorum Ama Konuşamıyorum 1128 Akademisyen Yaşar Kaya Alevilik... Elveda Güzel Vatanım Alevilerin Kitabı Uluslararası Barışı Kurma Çabaları, Kürdler/Kürdistan III Uluslararası Barışı Kurma Çabaları, Kürdler/Kürdistan II Uluslararası Barışı Kurma Çabaları, Kürdler/Kürdistan (I) Komkurd-An Nelson Mandela - Aziz Sancar Barış, Yüzleşme, Müzakere İBV Hewler Temsilciliği 558. Oturma Şengal’i Ziyaret Şengal TBMM Kürdlerde/Kürdistan’da Ana Sorun Özyönetim Üzerine... Norveç Seyahati Alaine Tuoraine’e Eleştiri Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde Yönetim Zaafları Güneşin Krallığı Keyakisar Barzani bir dönem daha görevde kalmalıdır Temel şart Kürdistan Ordusu! Girê Spî'nin Kurtarılması... Üniversitenin Ana Sorunu Mardin: Hüzünlü Kent Alevilik-Müslümanlık Osmanlılar ve Acemler Arasında Kürdler İslam’ın barış, huzur, adalet ve eşitlik anlayışı Kerbela’da son buldu Kürd Kültürü Neden Yağmalanıyor? Kürd Êzidîlerin Azizesi 'Begê' İki Olay Üzerine Düşünceler Barış ve Çözüm Süreci - III Eleştiriler Ev Jin û Mêrê bi Maskê Barış ve Çözüm Süreci - II Murat Bozlak’a sevgiler... Barış ve Çözüm Süreci… Rejim, İslamileşme, Kürdler/Kürdistan Alman Şarkiyatçı Dr. Friç Soykırımlar ve Devletsiz Halklar IŞİD’in Zuhuru Şeyh Ahmet, IŞİD Saldırıları ve Osman Baliç'in Katili Ulusların Kendi Geleceklerini Tayin Hakkı ve Kürdler/Kürdistan Bitlis Anıları, 1960’lı Yıllarda Bitlis’de Yaşam Uluslararası Bitlis Sempozyumu Barzaniler Değinmeler İfade Özgürlüğü ve ABD Türk Siyasal Kültürü Üzerine… Birleşik Krallık, Fransa, Kürdler/Kürdistan Anti-Kürd Uluslar arası Nizam Kürd/Kürdistan incelemelerinde temel soru... Ulus İnşa Sürecinde Dilin Rolü Mustafa Barzani'yi sevgiyle anıyoruz Düşün Hayatında ve Edebiyatta Kurumlaşmalar Yakındoğu’nun İmhası,1915 Ermeni Soykırımı ve Hrant Dink’in Katledilmesi Resmi İdeolojinin Temel Özelliği Roboski – Goyiler Türk-İslam Sentezi ve Kürd Sorunu Kürdistan sorunu her şeyden önce duruş sorunudur Barış
x