Aziz Yağan: Ey Dünya, Kötülüğün Kaynağı Bu Kez Ahiretsizler

Ey Dünya, Kötülüğün Kaynağı Bu Kez Ahiretsizler

Aziz Yağan

31.10.2020, Cts | 12:06

Ey Dünya, Kötülüğün Kaynağı Bu Kez Ahiretsizler
Makaleyi Paylaş

kim düzenliyor bu uyuşmazlığı,

kimin elleri bir iki harf yazıyor hızlıca

nerden baksan zehir gibi kapkara

tuzla ekmek arasında suyla benim aramda

maviyi çağıran kim şimdi,

kimin uygunsuz elleri dolaşıyor aramızda

şimdi bu her şey nedir

dükkânların bankaların borsaların adı ne

yeşilin tadı hani, gölün sevinci nerde

şimdi durup dururken nedir bu

gündüzü hızlandıran, geceyi bölen öfke

maviyi çağıran kim, kimdir çağıran maviyi

asıl mavi kimi çağırıyor, asıl onun adı ne

Turgut Uyar

 

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Recep Tayyip Erdoğan isimli caminin açılışında “Ahiret inancı olmayan insandan her türlü kötülük beklenir. Onu engelleyecek ne var ki başka? Bu dünyada yaptığı bir şeyin hesabını ahirette vereceğine inanmayan birisi dünyada hangi kötülüğü yapmaz ki?” görüşünü dile getirmiştir. Ali Erbaş ifadelerinin kendi kişisel görüşü mü olduğuna, yoksa İslamın temel referanslarına ve birikimine mi dayandığına dair açıklık getirmemiştir. Her kötülüğün ardında yalnızca ahiret inançsızlığını ya da ahiret inancındaki eksikliği arayan bu ifadesi ile ifade özgürlüğü kapsamında görüşünü açıklamış olan Ali Erbaş ahirete inancı içeren dinlere inanan bireyler için görüşünü temelleyen kanıtları halen de ortaya koymamıştır. Ali Erbaş’tan kanıt istemesi gerekenlerse dünyanın neresinde yaşıyorsa yaşasın, ahiret inancı taşıyan bireylerdir.

 

Ali Erbaş’ın görüşü ahiret inancı olmayanların ve ahiret inancı içermeyen dinlerin değil; aksine, ahiret inancı taşıyanların ele alması, irdelemesi gereken bir görüştür. Görüşle, ahirete inançsızlık kötülüğün kaynağı olarak işaret edilmekte, ahiret inancı olmayanların kötülük yaptığı, yapabileceği öne sürülmektedir. Bu görüş inananlarına da müdahaleci kontrol vaad eden, otoriter bir sisteme yol açabilir. Tüm bunlar ve başka savlar Ali Erbaş’ın görüşünü savunanların da dahil olduğu bir inancın inananlarının konusudur; ancak, o inancın dışında olanların konusu değildir. Ali Erbaş’ın yaklaşımı yüzünden, ahiret içermeyen inanç sistemlerinin ve ahirete inanmayan bireylerin iş bulma, işini koruma, sosyalleşme, kariyer gibi alanlarda kendini, aslını ifade özgürlüğüne ket vurabilir ve ikiyüzlü yaşamların artışına neden olabilir. Vatandaşlık haklarından yararlanmanın ve yararlananların önüne en başta ya da sonra dışlamalarla geçilebilir.  

 

Ali Erbaş’ın “Ahiret inancı olmayandan her türlü kötülük beklenir!” görüşünün akla getirdiği “Ahiret inancı içermeyen bir inanç, ahirete inanmayan bireyler suç mu üretmektedir, alenen suçlu mu yetiştirmektedir, kötülük mü saçmaktadır?” gibi sorulardan uzak durulmalıdır. Bu görüş, ahiret inancı taşımayan bireyler ile ahiret inancı içermeyen dinlere mensup bireyler tarafından kendi içlerinde tartışılmamalı, eleştirilmemeli; bu görüşü savunanlara karşı kendini, toplumunu, geleneklerini, dinini savunma ruh haline girilmemelidir. Bu görüşü benimseyenlerin neden benimsediğine ya da tutarlığına dair tartışmalara da girilmemesi gerekiyor. Yaklaşım “Alevilerin “devri daim” anlayışını görmezden gelmeye benziyor ve buna direnç Alevileri ilgilendirmez. Üsttencilere ve elitistlere karşı “kendini doğru anlatma” derdine, tuzağına, kompleksine düşülmemelidir.

 

Bu ifade ahiret inancı taşımayan inançları ve ahirete inanmayan bireyleri ilgilendirmemektedir. İlgilendiren yönü ise, kamusal alanda bu görüşün daha güçlü, daha etkin ve karar verici olma ihtimalidir. “Homojen” olmayan, “homojenize olmaya direnenlerin” yaşadığı coğrafyalarda bu görüşün nelere yol açtığı, açacağı üzerine düşünmek endişe verici olsa da yapılması gereken budur. Örneğin, Milli Eğitim Bakanlığının birkaç yıl önce sözleşmeli öğretmen alımlarının bir aşaması olarak düzenlediği mülakatlarda Alevi öğretmenlerin açıkça Alevilikleri yüzünden elendiği gündemdeydi. Ayrımcılık, eğer varsa, sadece devlet alanında değil, sosyal ve özel sektör alanlarında da öğretici, bulaşıcı, belirleyici ve yönlendiricidir.

 

Eğer “Ahiret inancı olmayandan her türlü kötülük beklenir” görüşüne sahip olan bireyler yasama, yürütme ve yargı kademelerinde (belkide daha fazla) güç ve yetki elde ederse, etmişse; işe almalarda, iş güvencesinde, atamalarda ve görevde yükselmelerde, toplum yararına uygulamalarda ahiret inancı taşımayan ya da taşımadığından şüphenilen, ahiret inancını gerektiren beklentileri karşılamayan bireylere karşı objektif davranılmayacağı endişesi güçlü bir sorundur.

 

İnsanlık tarihi günümüze dek çok ağır utançlar edinmiş, izlemiştir. “Enerji yoktan var edilemez, vardan yok edilemez. Enerji verilmeden bir makine çalıştırılamaz.” şeklinde yasalaşmış cümleler bilim tarihinin önemli sonuçlarındandır ve bir diğer yönüyle de insanların aldatılmasının, dolandırılmasının önüne geçmiştir. Hala bazı bölgelerde, gruplarda ve bireylerde de etkisini devam ettiren kimi görüş ve deneyimlerden dünya büyük kayıplarla, ağır bedellerle çıkmıştır. Sadece Kürdler, Uygur Türkleri, Çeçenler değil başka toplumlar da sırf dili, dini, kültürü yüzünden yıkıma, kırıma uğramıştır, kimisi sürgün yollarında kaybolmuştur. Bir zamanlar “medeniyetsiz, feodal, vahşiler” denilerek Dersim’de iki ayda her yaş ve cinsiyette en az kırk bin ‘vatandaş’ katledilmişti; peki, çağımız koşullarında “iyiler, ahiret inançları gereği kötülük yapmayanlar, her yaptıkları iyi olanlar”, “kötülerle, ahiret inancı taşımamaları yüzünden her yaptıkları, yapacakları kötü olanlarla” nasıl baş edecek? Eğitim bilimleri, hukuk, antropoloji, sosyoloji, psikoloji gibi alanların bu konulardaki tartışmaları, çıkarımları, endişeleri literatürde mevcuttur.

 

İnsanın yaşam hakkını, iyiliği, adaleti, sevgiyi bulma ve koruma mücadelesinde birçok suçsuz, günahsız toplum, topluluk ya da bireyler ekonomik geriliğin, bulaşıcı hastalıkların, uğursuzlukların nedeni olarak suçlanarak ya yok edilmiş ve/veya birikimlerine el konulmuş ya da sindirilmiştir. Coğrafyamızda da böylesi trajedilerin tekrarlarının tekrarına meydan vermemek, karşı durmak zor değildir. Bu da ancak coğrafyamızda nefret söylemine ve nefret suçuna bulaşmak istemeyen ahiret inançlılarla mümkündür.

 

Laikliği savunuyu, vurguyu henüz yoğunca öne çıkarmayan, zihinlerde kılıçla yer alan Ali Erbaş’ın ifade ettiği son görüşünü düşünce özgürlüğü bağlamında kabul edebiliriz ancak kendisi de dahil, etkilediği nüfusa görüşünün toplumun tümünde hangi biçimlerde vuku bulduğu, bulacağı, yansıyacağı, hangi hallere dönüşeceği endişe vericidir.

 

Kendini yani ahiret inancı olanı “iyiliğin timsali, iyiliğin mutlak sahibi, tek taşıyıcısı görmek” cemaatinin her şeyi hak ettiği fikir ve tutumunu geliştirebilir. İnsanları ahiret inancına ve hatta ameline göre sınıflandırırsanız emek verme ve liyakatın bir anlamı kalmaz; sırf Allah’ın emirlerini harfiyen yerine getirdiği için birileri bakan, rektör, vali olabilir!

 

“Ahiret inancı olmayan birinin kötülüğe doğal olarak yatkın olduğu için her tür kötülüğü ondan beklemek, kötülük varsa onlardan bilmek, yapılan kötülüğün nedenini ve kaynağını ahiret inancıyla değerlendirmek” sizi kolayca ayrımcı, ayrıştırıcı birine, zümreye, cemaate dönüştürebilir. Oysa; anadili, dini, kültürü, görüşü, geçmişi, özel hayatı, inançsızlığı ne olursa olsun “Çalışan kazanır; emeğinin zihninin hakkıyla atanır, yükselir!” ilkesi korunmazsa; bunu korumamak asıl kötülüktür ve bu ilkeyi korumayanlar yani kendini iyi zannedenler gerçekte iyi değildir.

 
Bu makale toplam: 3192 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:02:12:36
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Aziz Yağan

Yazarın Önceki Yazıları

Aldatılanı Aldatmak Coğrafi Statü ve Kültürel Kimlik Ayrımı PKK’den İbrahim Güçlü’ye Bir Tehdit Daha Kürdler ve Ankara İttifakları Olası Şengal Katliamını Kürdler Durdurabilmeli HDK ve Kürdistani İttifak Çalışması Kürdler Yeni Anayasada Nasıl Yer Alabilir? Ankara’da İstenmeyen HDP’nin Kaderi Kimin Elinde? Kürdce Anadili Kampanyaları ve Sivil Alan Kürdlerde ”Şimdi” nin İcadı ve İnşası(*) Trump Kürd Olsaydı Bazı Kürdler O’na Terörist Der miydi! Kürd Reformu Söylentilerindeki Eksik Kürdistan Bölgesel Yönetimi Ne Yapmalı? PKK’yi Yabancı Bir Örgütten Tanımak, Tanımlamak PKK’nin Yeri Neresi? Düşmanları Sevindirmeyenler KBY, PKK için Önlemler Almalıdır Kürdistan Bölgesel Yönetimine Çağrı Kürdlerin HDP'ye mesafesi Leyla Güven’in Kürdlüğü, Berberoğlu’nun Türklüğü Osman Baydemir Apocu mu, değil mi! KürT aydını ile KürD aydını Öcalan, Aidan James, PKK PKK’yi Terk Edemeyenler ''Benim Ülkem Dilim'': Topraksız ve Statüsüz Çerçeve (I): Kangren Kulp’ta Beş Kürd Daha Parçalandı Şeyh Abdulkerim Çevik’i Öldürmeyeceksin! Uygur Türkleri, Kürdlerin Yaklaşımı ve Dünyanın Geri Kalanı Sıra Kürd Dili ve Kültüründe mi? Tanrı Vardır ve Adı da Petrunya’dır Kürd Temsiliyeti de Nesi? Ayrışalım (III) -Rojava Kahramanları- Ayrışalım (II) Ayrışalım SUSAMAM, rapçı Miraç, Kürd Yanılsaması Karşılıksız Aşığın Kürd Hali Kayyım Atamaları Kime Karşı: KürDlere mi, KürTlere mi, Halklara mı? İyaz bin Ganem’e karşı İlhan Diken!!! Bağlar Belediye Meclisi: Medeni Ölüm 160 TL İstanbul’da Seçmen ve Aday Uyumu Kürdler İçin de 'Her Şey Çok Güzel Olsun!' Selçuk Mızraklı, Zorbalık, Handan Ekici Cumartesi Anneleri ve Sivil Alan 24 Haziran’da ne yapmalıyız? HAMLE: Şuursuzluğa Karşı HAMLE: Ciddiyete Davet! Onur Ünlü’den ‘Gerçek Kesit: Manyak’ HAMLE: Yerel Seçimleri Kazanmak, ama Nasıl? Afrin’de Siviller Öldükçe Güçlenmek! HAMLE: Peki ama Hangi Partiyle? HAMLE: Reform için Yerel Seçimler Ferdinand: Daima kendiniz olun ve Tres’e ne olduğunu sormayın! Beden ve Ruh: Bağımsız Kişilikler Ali Kemal Çınar û Génco Kemal’in ‘Adalet’i ve Kürtler İşkenceciler Çocuklarını Sevebilir mi? İllegalite ve Kürdler Sesi kesilen taşlar ve onların arasında bir şair Sansüre Karşı ‘Zer’ Kürdler; Rejim Yanlıları ve Karşıtlarının Fedaisi mi! Geçmişle hesaplaşma, yarına köprü: Geçersiz oy Evet, Hayır, Boykot ve Kürdler için 4’üncü yol Biz O Hendekleri …! Ariel’den Arielle’ya: Küçük Deniz Kızı Türkiye, Almanya, Hollanda ve Nefret Söylemi Vank’ın Çocukları: Tarihsel Hakikat Mücadelesi Jale ve Mehmet Elbistan Vatandaş Anadilinde Konuş! Kürd Tarafı ve Post-Olgusal Siyaset Prensim, Ömrümün Kalanı Sensin! Derik Kaymakamına Sabotaj Ekşi Elmalar’a ilaveten PKK ile Nereye Doğru? Atatürk’ünü Arayan Ahmet Altan PKK Vekilleri Öldürmeyi Denedi mi! Yılmaz Erdoğan'ın Ekşi Elmalar'ı Kürdler Onursuz, Benliksiz, Haysiyetsiz mi! Kürdlerin Acılarıyla Alay! İki Ustadan Kısa Bir Film: Borrowed Time Kalandar Soğuğu: Bi Dur Be Adam! Medeni Ölüm, Alternatif Model, Fahriye Adsay Sevimsiz Düşünüşler... Halay, Abdullah Keskin, Avesta Koşun Kürtler, Köşede Kurtlar Şeker Dağıtıyor! Mustafa Kemal'in İçimizdeki Askerleri Haksızlık: 'Madımak: Carina’nın Günlüğü' Küçük Prens Kor’u Kor Yakar Demirkubuz'un Bulantısını Gözardı Etmemek Gerek Kuzeyliler Kuzey’e Sabitlendi mi? Kaplumbağa Kabuğu İçindeki 'Yitik Kuşlar'! Heine, Faşizm ve Romansero-Bimini Kürdler ve Diğer Milletler Terörist Değildir Hendek Tatbikatı sayesinde Tanrı Türk'ü Koruyacak Yas Öyküsü Cizre’de Çıkış Yokmuş, Peki Kuzey’de Var mı? İttifakın İç’ten Olanı Hey Sevgilim!.. Yok Bişey Lanetli Olan Mekanlar Değil İnsanlar IŞİD Alevilere saldırır mı? İç Savaş Kılıftır Acildir! Tüm Kürdlerin Dikkatine! Çocuklarımızı Yedirten ÖzYönetim! Sahte Kül Kedisi Bal Kabağını Yolda Yer FİLİZ KORKMAZ’ın anısına İslami Bireylere Günahkar Diyarbakır Hay Way Zaman / Dersim'in Kayıp Kızları Asasız Musa / Musayê Bê Asa Hayastan Aynı Yıldızın Altında Sen Aydınlatırsın Geceyi Bir Dersim Hikayesi Halam Geldi Günahın Dokunuşu / A Touch Of Sin Fare sen aslında... Pieta / Acı – Aziz Yağan
x