Aziz Yağan: Afyon ile Kuzey Arasındaki Mekik Kaç Zengin, Kaç Vekil Çıkarır!

Afyon ile Kuzey Arasındaki Mekik Kaç Zengin, Kaç Vekil Çıkarır!

Afyon’da yaşananın benzeri saldırıların tedirginliğini kendi üstünde de hisseden bölge dışında yerleşik Kürdlere yıllar önce yaptığım çağrıyı yineliyorum: Topraklarınıza temelli geri dönün!

Aziz Yağan

20.07.2021, Sal | 18:15

Afyon ile Kuzey Arasındaki Mekik Kaç Zengin, Kaç Vekil Çıkarır!
Makaleyi Paylaş
Afyon’da 2’si kadın 7 mevsimlik işçi Kürde yapılan saldırıyı “ırkçı” olarak niteleyerek, “temel nedeni iktidarın kutuplaştırıcı dili ve politikası”na bağlayan ve hızla Afyon’a gitmeyerek yerinden seslenen ve devletin kendisiyle iletişimsizliğine dikkat çeken HDP, bu yaklaşımıyla bir kez daha Kürd meselesinde Kürd tarafında durduğunu değil, Türkiye’nin siyasi arenasında durduğu ideolojik yerden dolayı sahip olduğu yaklaşımı ortaya koymuştur. Böyle yapması da en doğal hakkıdır. Beğenmiyorsanız, söyleminiz ve eyleminizle siz harekete geçin.. Kımıldayan var mı?
 
Afyon’da yaşananın benzeri saldırıların tedirginliğini kendi üstünde de hisseden bölge dışında yerleşik Kürdlere yıllar önce yaptığım çağrıyı yineliyorum: Topraklarınıza temelli geri dönün!
 
Milyonlarca Kürdün doğduğu topraklarından göç etmesi, ettirilmesi temel hedeflerdendi ve bu arz talep başarıldı. Topraklarından koparılan milyonlarca Kürdün milyonlarca çocuğunun nasıl sindirildiğini, büst öptürüldüğünü, parti binalarında öldürüldüğünü, asimile olduğunu, evlilik yoluyla coğrafi benliğini terk etmenin olağan hale geldiğini; toplumuna tarihte ve günümüzde her türlü eziyeti yapanlardan, eziyet edilirken sessiz kalanlardan razı hale geldiğine hatta gönüllü iştirakçi olduğunu da izlemeye devam ediyoruz. Günün birinde bu başarıların ve sonuçlarının tartışmasını; yapan ve yaptıranlar ile aktif ve pasif tüm destekçi ve çevresi ile yapacağız! Biz Kuzeyliler, pek Güneylilere benzemeyiz.
 
Akdeniz ve Ege’nin turizm sektörüne kültürel ve sosyal farklılıkları ile yine mevsimlik işçi olarak giden Kürdler sadece ve sadece asgari ücret karşılığında çalışıyor. Bölgede ise yoğun emek sömürüsü ve haksız kazanç bir ‘hak’, ‘zor’, ‘tarz’ haline gelmiştir. Ağır ve sağlığı tahrip edici çalışma koşullarına rağmen mevsimlik işçiler en iyi ihtimalle ve ‘dayı parası’ da dahil günlük 100 ya da 119 lira kazanıyor. Bölge işçinin, emekçinin emeğinin karşılığını verse hatta kendi kazancının yanısıra işçiye verdiği ücrete de göz dikmezse eğer, turizm bölgelerinde çalışma ya da mevsimlik işçilik oranı gittikçe azalacaktır. 
 
Sadece Diyarbakır’da değil tüm bölgede “demokrat görünüm altında zorba, ilerici görünümü altında geri ve gerici bir yaşam hakimdir.” Kara ve kirli para; güvencesiz, sigortasız, güvenliksiz ve iş tanımı olmayan çalışma koşulları; emeğin karşılığının verilmemesi, hatta çoğu durumda gasp edilmesi; ilk birkaç ayın ardında hak edilen ücrette kesinti yaparak, belirleneni vermeyerek işten çıkarmalar; tarımsal sulama ve anız yakmalarında keyfilik; gittikçe artan esnaf sorunları; devlet okullarında öğrenci odaklı çaba harcayan öğretmenin nadir bulunuşu; kadının ve çocuğun toplumdaki kıstırılmışlığı, bastırılmışlığı, susturulmuşluğu; güçsüz olanın toplumdaki kıstırılmışlığı, bastırılmışlığı, susturulmuşluğu; çocukların dilindeki küfür ve akran zorbalığı; çevre kirliliği ve hijyen problemi; hedefine olumsuz yol ve yöntemlerle ulaşma alışkanlığı; kaotik trafik, her tür sıraya riayet etmeme, iş yeri ve ev kiralarının yüksekliği vs bölgede kanıksanmıştır.
 
Kimse sesini çıkarmasa da, herkes görmezden gelse de, kimse sesini yükseltmese de bizim böylesi sorunlarımız var ve bu sorunların çoğunun kaynağı da kendi toplumumuzdur. Bunları tartışmazsak, tespitlerde bulunan ve çözümcü bireylere yüzümüzü çevirmezsek toplumumuzun çözülmesi ve çürümesi, şuursuzlaşması, benliksizleşmesi, kimliksizleşmesi, toprak aidiyetini yitirmesi, topraklarımızı terk ederken husursuzluk hissedilmemesi artarak devam edecektir.
 
Ekonomik gelir açısından bölgenin orta ve üst sıralarında yer alan eğitimli çoğu bireyse sivil ya da siyasi yollardan bölge sorunlarına karşı harekete geçmemektedir. Aksine, sivil ya da siyasi yollar, yöntemler çoğunlukla çıkar için kullanılmaktadır. Kötü bir kopyası da olsa, Diyarbakır’da ‘yerel’ bir Cihangir, Çukurambar ya da Ümitköy atmosferi oluşturmuş, o bölgelere ve mekanlara kapanarak toplumuna yabancı, umursamaz yaşayan bazı bireylerin bu yaşantısı devam ederse daha büyük sorunlara yakalanacağız. Ailesinin Ankara, İstanbul ya da İzmir’de yaşayabileceği koşulları çok önceden hazırlamış, eğitimli çocuklarını bölgeden uzak tutmuş bu bireyler zamanı geldiğinde bölgemizi terk etmektedir. Üç kişilik sohbetimizde arkadaşımızın dediği gibi: “Diyarbakır’ın çok varlıklı aileleri sadece Ankara’ya taşınır!” Elbette, kim ve hangi eski vekil nerede yaşamak isterse orada yaşasın; kimsenin buna itirazı, sözü olamaz. Diyarbakır’dan Ankara’ya, İstanbul’a, Berlin’e taşınmakla, Edirneli birinin Ankara’ya, Berlin’e taşınması arasında fark vardır.
 
Bölgeden temelli gidenlerin yüreğinin ve aklının bölgede olduğunu biliyoruz; çocuklarının asimile oluşunu, başkalaştığını da çaresizlikle izlediklerini görüyoruz. Ancak bunu durdurmaya çalışmadıklarını da biliyoruz. Sadece, bunları düşünmek, tartışmak, beklenti içinde olmak, hayıflanmak ve pasifleşmek yerine; bölgede yaşamak isteyenler artık aklını başına toplamalı, yüzünü kendi toplumuna çevirmeli, enerjisini ve birikimini bölgesine vermeli; bölge odaklı ancak evrensel bir perspektifle kendi içine açıklıkla dönmelidir.  Bölge hızla değişen dünyaya yakınlaşmaya çalışmazsa uçurumu kapatmak gittikçe zorlaşacaktır. Ne zaman harekete geçilirse, o an inşa başlar.
 
Bölgenin yapısal ve yaşamsal sorunlarına karşı gücü ve kapasitesi olduğu halde itiraz etmeyenler, direnç göstermeyenler bunlardan beslenenlerdir. Bu tür bir gidişattan çıkarı olanlar buna son vermezler. Bireyselleşmemiş bencil kişiler her şeyi araçsallaştırır. 
 
Bölgemizi terk etmemeye yeminli bireylerimiz arasında bölgemizdeki çarpık, çelişkilerle dolu, yıpratıcı, ayrımcı, kırıcı, itici, barındırmayıcı, tedirginleştirici ve öğütücü gidişattan rahatsız olanlar varsa yaşam yeniden ve yapıcı, kapsayıcı, ılımlı biçimde inşa edilebilir. İyi insanlarımız; kendi keyfiliğini ve bildiğini dayatanlara, gücünü ve varsıllığını bölge toplumunu ve bireylerini yıldırmak için kullananlara, bölgenin her değerini ve birikimini sömürenlere, kolay ve hazır paracılığa, geriliğe, zorbalığa, gasplara, parsa toplamaya, çaresizleşmeye geçit vermeyebilir.
 
Bölge toplumunda ‘Böyle yaşamak istemiyorum artık!’ diyenlerin ve alışılagelene karşı bireysel ve kendisi gibi düşünenlerle birlikte neler yapabileceğinin derdine düşenlerin sayısı artıncaya dek Giresun-bölge arasındaki mekik yavaşlamayacak; daha da hızlanacak. Sayımız artınca, yani mekik yavaşladıkça ve bakımı yapılmadıkça biz hızlanacağız, güçleneceğiz.
Bu makale toplam: 4169 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:21:45:36
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Aziz Yağan

Yazarın Önceki Yazıları

HDP’nin Kürde Kaybettirici, Kutuplaştıcı Politikası İğneli Beşik, Mum Söndü, Kuyruklu’dan İlk Gece Hakkı’na Edebiyat Editörü, Yazar, Taşra Gönüllüsü Kürd Yazar (II) Edebiyat Editörü, Yazar, Taşra Gönüllüsü Kürd Yazar (I) Aldatılanı Aldatmak Coğrafi Statü ve Kültürel Kimlik Ayrımı PKK’den İbrahim Güçlü’ye Bir Tehdit Daha Kürdler ve Ankara İttifakları Olası Şengal Katliamını Kürdler Durdurabilmeli HDK ve Kürdistani İttifak Çalışması Kürdler Yeni Anayasada Nasıl Yer Alabilir? Ankara’da İstenmeyen HDP’nin Kaderi Kimin Elinde? Kürdce Anadili Kampanyaları ve Sivil Alan Kürdlerde ”Şimdi” nin İcadı ve İnşası(*) Trump Kürd Olsaydı Bazı Kürdler O’na Terörist Der miydi! Kürd Reformu Söylentilerindeki Eksik Kürdistan Bölgesel Yönetimi Ne Yapmalı? PKK’yi Yabancı Bir Örgütten Tanımak, Tanımlamak PKK’nin Yeri Neresi? Düşmanları Sevindirmeyenler KBY, PKK için Önlemler Almalıdır Kürdistan Bölgesel Yönetimine Çağrı Ey Dünya, Kötülüğün Kaynağı Bu Kez Ahiretsizler Kürdlerin HDP'ye mesafesi Leyla Güven’in Kürdlüğü, Berberoğlu’nun Türklüğü Osman Baydemir Apocu mu, değil mi! KürT aydını ile KürD aydını Öcalan, Aidan James, PKK PKK’yi Terk Edemeyenler ''Benim Ülkem Dilim'': Topraksız ve Statüsüz Çerçeve (I): Kangren Kulp’ta Beş Kürd Daha Parçalandı Şeyh Abdulkerim Çevik’i Öldürmeyeceksin! Uygur Türkleri, Kürdlerin Yaklaşımı ve Dünyanın Geri Kalanı Sıra Kürd Dili ve Kültüründe mi? Tanrı Vardır ve Adı da Petrunya’dır Kürd Temsiliyeti de Nesi? Ayrışalım (III) -Rojava Kahramanları- Ayrışalım (II) Ayrışalım SUSAMAM, rapçı Miraç, Kürd Yanılsaması Karşılıksız Aşığın Kürd Hali Kayyım Atamaları Kime Karşı: KürDlere mi, KürTlere mi, Halklara mı? İyaz bin Ganem’e karşı İlhan Diken!!! Bağlar Belediye Meclisi: Medeni Ölüm 160 TL İstanbul’da Seçmen ve Aday Uyumu Kürdler İçin de 'Her Şey Çok Güzel Olsun!' Selçuk Mızraklı, Zorbalık, Handan Ekici Cumartesi Anneleri ve Sivil Alan 24 Haziran’da ne yapmalıyız? HAMLE: Şuursuzluğa Karşı HAMLE: Ciddiyete Davet! Onur Ünlü’den ‘Gerçek Kesit: Manyak’ HAMLE: Yerel Seçimleri Kazanmak, ama Nasıl? Afrin’de Siviller Öldükçe Güçlenmek! HAMLE: Peki ama Hangi Partiyle? HAMLE: Reform için Yerel Seçimler Ferdinand: Daima kendiniz olun ve Tres’e ne olduğunu sormayın! Beden ve Ruh: Bağımsız Kişilikler Ali Kemal Çınar û Génco Kemal’in ‘Adalet’i ve Kürtler İşkenceciler Çocuklarını Sevebilir mi? İllegalite ve Kürdler Sesi kesilen taşlar ve onların arasında bir şair Sansüre Karşı ‘Zer’ Kürdler; Rejim Yanlıları ve Karşıtlarının Fedaisi mi! Geçmişle hesaplaşma, yarına köprü: Geçersiz oy Evet, Hayır, Boykot ve Kürdler için 4’üncü yol Biz O Hendekleri …! Ariel’den Arielle’ya: Küçük Deniz Kızı Türkiye, Almanya, Hollanda ve Nefret Söylemi Vank’ın Çocukları: Tarihsel Hakikat Mücadelesi Jale ve Mehmet Elbistan Vatandaş Anadilinde Konuş! Kürd Tarafı ve Post-Olgusal Siyaset Prensim, Ömrümün Kalanı Sensin! Derik Kaymakamına Sabotaj Ekşi Elmalar’a ilaveten PKK ile Nereye Doğru? Atatürk’ünü Arayan Ahmet Altan PKK Vekilleri Öldürmeyi Denedi mi! Yılmaz Erdoğan'ın Ekşi Elmalar'ı Kürdler Onursuz, Benliksiz, Haysiyetsiz mi! Kürdlerin Acılarıyla Alay! İki Ustadan Kısa Bir Film: Borrowed Time Kalandar Soğuğu: Bi Dur Be Adam! Medeni Ölüm, Alternatif Model, Fahriye Adsay Sevimsiz Düşünüşler... Halay, Abdullah Keskin, Avesta Koşun Kürtler, Köşede Kurtlar Şeker Dağıtıyor! Mustafa Kemal'in İçimizdeki Askerleri Haksızlık: 'Madımak: Carina’nın Günlüğü' Küçük Prens Kor’u Kor Yakar Demirkubuz'un Bulantısını Gözardı Etmemek Gerek Kuzeyliler Kuzey’e Sabitlendi mi? Kaplumbağa Kabuğu İçindeki 'Yitik Kuşlar'! Heine, Faşizm ve Romansero-Bimini Kürdler ve Diğer Milletler Terörist Değildir Hendek Tatbikatı sayesinde Tanrı Türk'ü Koruyacak Yas Öyküsü Cizre’de Çıkış Yokmuş, Peki Kuzey’de Var mı? İttifakın İç’ten Olanı Hey Sevgilim!.. Yok Bişey Lanetli Olan Mekanlar Değil İnsanlar IŞİD Alevilere saldırır mı? İç Savaş Kılıftır Acildir! Tüm Kürdlerin Dikkatine! Çocuklarımızı Yedirten ÖzYönetim! Sahte Kül Kedisi Bal Kabağını Yolda Yer FİLİZ KORKMAZ’ın anısına İslami Bireylere Günahkar Diyarbakır Hay Way Zaman / Dersim'in Kayıp Kızları Asasız Musa / Musayê Bê Asa Hayastan Aynı Yıldızın Altında Sen Aydınlatırsın Geceyi Bir Dersim Hikayesi Halam Geldi Günahın Dokunuşu / A Touch Of Sin Fare sen aslında... Pieta / Acı – Aziz Yağan
x